dışarıdan bakan normal bir insanın "alt tarafı demir yığını, sür gitsin" dediği o aktarım organlarını, eski diş fırçaları, kulak çöpleri, balata spreyleri ve yurt dışından getirtilmiş fahiş fiyatlı seramik yağlarla ameliyathane titizliğinde temizleme ayinidir.

turdan dönülür, yorgunluktan ölünüyordur ama o rubledeki (arka dişliler) toz ve yağ tortusu gözünüze batmıştır bir kere. hemen yere gazeteler serilir. o özel solüsyonlar sıkılır, zincir aleti takılır ve simsiyah zift gibi yağın akması büyük bir hazla izlenir. dişlilerin arasındaki kum tanelerini tek tek kürdanla temizlerken geçen zamanın haddi hesabı yoktur. işlem bittiğinde, o pırıl pırıl parlayan gümüş renkli rubleyi ve elmas gibi dizilmiş zinciri izlemek dünyanın en büyük meditasyonudur. ta ki ertesi günkü sürüşün ilk 10. dakikasında su birikintisine girip zinciri tekrar çamurla kaplayana kadar. o an o emeğe mi yanarsınız, tekrar temizleyecek olmanın verdiği üşengeçliğe mi...