bisiklet gruplarının o neşeli, bol muhabbetli ve kahkahalı düz yol sürüşlerinin, eğimin başlamasıyla birlikte acımasız bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüğü anların özetidir. düz yolda yan yana gidip havadan sudan, bisiklet parçalarından, ruble dişlilerinden konuşan o canciğer dostlar, yokuş başladığı an aniden birer terminatöre dönüşürler.

özellikle talas tırmanışı veya erciyes yolu gibi bitmek bilmeyen, eğimin acımasızlaştığı o uzun rampalarda grubun "pro" tayfası vitesi tık tık küçültüp, sanki düz yolda gidiyormuş gibi yüksek kadansla ve hala aralarında sohbet ederek ufka doğru uzaklaşırlar. siz ise o an kendi cehenneminizi yaşarsınız. nabız beyninizde atmaya başlar, nefesiniz bir körük gibi ses çıkarır, gözünüz sadece ön tekerinizin hemen bir metre ötesindeki asfalta kilitlenmiştir. "ulan bıraksam mı, inip yürüsem mi" ile "hayır oğlum bas şu pedala, rezil olacaksın" düşünceleri arasında beyniniz erir.

öndekiler zirveye ulaşıp sularını yudumlarken, siz 10 dakika sonra kan ter içinde, adeta savaştan çıkmış bir gazi gibi yanlarına varırsınız. işin en sinir bozucu yanı ise, siz daha nefesinizi bile düzene sokamamışken, grubun o fit abisinin "hadi soğumadan devam edelim" diyerek tekrar pedala basmasıdır. o an o abiyi bisikletiyle beraber uçuruma yuvarlamak istersiniz ama buna yetecek enerjiniz bile kalmamıştır.