bisikletin bütün mekanik aksamı kusursuz çalışırken, her pedalda sanki kemik kırılıyormuş gibi gelen o "çıt çıt" sesinin insanı delirtme aşamasıdır. bu ses öyle bir illettir ki, kaynağını asla ilk seferde bulamazsınız. önce pedallardan dersiniz, söküp yağlarsınız ama ses gitmez. sonra orta göbeğe küfür eder, aynakolu dağıtırsınız, yine gitmez. en sonunda o sesin seleden veya sele borusunun içindeki küçücük bir toz tanesinden geldiğini anladığınızda, bisikletten soğumuş, mekanik bilgeliğin zirvesine ulaşmış olursunuz.

o ses varken sürüşün hiçbir keyfi kalmaz. her çıtırtıda sanki kadro çatlıyormuş gibi bir korku kalbinizi sıkıştırır. ormana gidersiniz, kuş seslerini dinleyeceksinizdir ama o "çıt" sesi kuşları bile susturur. eve dönüp sele borusunu söküp, gres yağını bolca sürüp tekrar taktığınızda ve o sesin kesildiğini duyduğunuzda, sanki dünyadaki bütün savaşlar bitmiş gibi bir huzur kaplar içinizi. bisikletçi olmanın bedeli, kulaklarınızın her zaman bir arıza sesi aramaya programlanmış olmasıdır.