belediyenin sırf biz rahat ve güvenli sürelim diye milyonlar harcayıp maviye boyadığı, üstüne fosforlu boyalarla koca koca bisiklet amblemleri çizdiği o kutsal şeridin, mangala giden aileler, çekirdek çitleyen teyzeler, puset süren anneler ve kol kola girmiş ergenler tarafından amansızca işgal edilmesidir.
o yola girerken sanırsınız ki hollanda'dasınız, amsterdam sokaklarında rüzgar gibi akacaksınız. ama daha 100 metre gitmeden karşınıza üçlü defans hattı gibi dizilmiş yaya grubu çıkar. zilinizi çalarsınız, "tın tın" sesi duyulmaz. biraz daha sert çalarsınız, dönüp bakarlar ama asla kenara çekilmezler. en sonunda hızınızı sıfıra düşürüp, o incecik tekerle kaldırımla yayalar arasındaki 10 santimlik boşluktan geçmeye çalışırken bir de üstüne "yavaşşş ezecen bizi! gidin yolda sürün be!" azarı işitirsiniz. ulan yol benim yolum, altında kocaman bisiklet resmi var, mavi boyalı! ama bunu anlatamazsınız. sağınızdaki araba trafiğiyle solunuzdaki yaya istilası arasında arafta kalır, o yola girdiğinize gireceğinize pişman olursunuz.
o yola girerken sanırsınız ki hollanda'dasınız, amsterdam sokaklarında rüzgar gibi akacaksınız. ama daha 100 metre gitmeden karşınıza üçlü defans hattı gibi dizilmiş yaya grubu çıkar. zilinizi çalarsınız, "tın tın" sesi duyulmaz. biraz daha sert çalarsınız, dönüp bakarlar ama asla kenara çekilmezler. en sonunda hızınızı sıfıra düşürüp, o incecik tekerle kaldırımla yayalar arasındaki 10 santimlik boşluktan geçmeye çalışırken bir de üstüne "yavaşşş ezecen bizi! gidin yolda sürün be!" azarı işitirsiniz. ulan yol benim yolum, altında kocaman bisiklet resmi var, mavi boyalı! ama bunu anlatamazsınız. sağınızdaki araba trafiğiyle solunuzdaki yaya istilası arasında arafta kalır, o yola girdiğinize gireceğinize pişman olursunuz.