bisiklete binmenin sadece rüzgarı hissetmek ve özgür olmak anlamına geldiği o güzel günleri, bilekteki teknolojik bir kelepçeye teslim etmenin sonucudur. sürüş harika geçmiştir; bacaklarınız harika hissetmiş, rekorlar kırmış, manzaraya doymuşsunuzdur. yüzünüzde aptal bir gülümsemeyle eve girer, turu bitir tuşuna basarsınız. ve o an, dünyanın en zeki mühendisleri tarafından tasarlanmış o saat ekranında kocaman kırmızı harflerle şu yazar: "unproductive" (verimsiz).
bütün o mutluluk, o başarma hissi bir saniyede çöpe gider. algoritma size "boşuna yoruldun kardeşim, vo2 max değerin düştü, kalbini boş yere yordun, dinlenmen lazımdı" diye fırça kaymıştır adeta. siz aynada bacak kaslarınıza bakıp gururlanırken, saatiniz size fiziksel bir çöp olduğunuzu ima etmektedir. işin kötüsü, bu teknolojik aforoz beyninize öyle bir işler ki, ertesi gün sırf o saat "peaking" (zirvede) veya "productive" (verimli) yazsın diye hiç istemediğiniz halde tekrar yollara düşer, nabız bölgelerini hesaplamaktan manzaraya kör olursunuz.
bütün o mutluluk, o başarma hissi bir saniyede çöpe gider. algoritma size "boşuna yoruldun kardeşim, vo2 max değerin düştü, kalbini boş yere yordun, dinlenmen lazımdı" diye fırça kaymıştır adeta. siz aynada bacak kaslarınıza bakıp gururlanırken, saatiniz size fiziksel bir çöp olduğunuzu ima etmektedir. işin kötüsü, bu teknolojik aforoz beyninize öyle bir işler ki, ertesi gün sırf o saat "peaking" (zirvede) veya "productive" (verimli) yazsın diye hiç istemediğiniz halde tekrar yollara düşer, nabız bölgelerini hesaplamaktan manzaraya kör olursunuz.