bisiklet üzerindeki tecrübesizliğin bütün mahalleye ilan edildiği o talihsiz andır. yokuşun dibine gelene kadar en ağır viteste "nasıl olsa çıkarım ya" özgüveniyle asılırsınız. eğim tam dikleştiğinde, yerçekimi size "nereye kardeşim?" dediğinde ve pedala en çok yük bindiği o kritik anda aklınıza vitesi düşürmek gelir.
işte o an, arkadan gelen o acı "çaaart çuuurt, tak tak tak" zincir ve ruble sesi içinizi cız ettirir. sistem adeta "yapma gözünü seveyim, parçalayacaksın beni" diye ağlar. zincir dişliler arasında can çekişirken bazen tamamen atar ve kendinizi aniden gidona kafa atarken bulabilirsiniz. işin doğrusu, yokuşu gözle kesip daha tırmanışa başlamadan tık tık vitesleri ayarlamak ve kadansı (pedal devrini) bozmadan usul usul çıkmaktır. ama bu aydınlanmayı yaşayana kadar o zincir çok acı çeker.
işte o an, arkadan gelen o acı "çaaart çuuurt, tak tak tak" zincir ve ruble sesi içinizi cız ettirir. sistem adeta "yapma gözünü seveyim, parçalayacaksın beni" diye ağlar. zincir dişliler arasında can çekişirken bazen tamamen atar ve kendinizi aniden gidona kafa atarken bulabilirsiniz. işin doğrusu, yokuşu gözle kesip daha tırmanışa başlamadan tık tık vitesleri ayarlamak ve kadansı (pedal devrini) bozmadan usul usul çıkmaktır. ama bu aydınlanmayı yaşayana kadar o zincir çok acı çeker.