yanınızda yedek iç lastik, yama takımı veya o küçücük el pompasından yoksa, dünyanın en hüzünlü ve en uzun yürüyüşünü başlatacak olan olaydır. o lastiğin yavaşça "tısss" diye inme sesini duyduğunuz veya jantın asfalta sürtme hissini aldığınız an içinize koca bir öküz oturur.
bisiklete binmek için hevesle çıktığınız o yolda, bir anda bisikleti tasmasından tutmuş köpek gezdirir gibi yanında yürüyen birine dönüşürsünüz. yoldan vızır vızır geçen diğer bisikletliler size acıyarak, bazen "vah vah" dercesine bakar. şanslıysanız "yardım lazım mı usta?" diyen altın kalpli bir yoldaş çıkar. ama kimse yoksa ve eve 10 kilometre uzaktaysanız, o karbon fiberden, alüminyumdan yapılmış "hafif" bisikletin ağırlığı her adımda iki katına çıkar. o yürüyüş bittikten sonraki ilk iş, internetten en acilinden bir yama seti sipariş etmektir.
bisiklete binmek için hevesle çıktığınız o yolda, bir anda bisikleti tasmasından tutmuş köpek gezdirir gibi yanında yürüyen birine dönüşürsünüz. yoldan vızır vızır geçen diğer bisikletliler size acıyarak, bazen "vah vah" dercesine bakar. şanslıysanız "yardım lazım mı usta?" diyen altın kalpli bir yoldaş çıkar. ama kimse yoksa ve eve 10 kilometre uzaktaysanız, o karbon fiberden, alüminyumdan yapılmış "hafif" bisikletin ağırlığı her adımda iki katına çıkar. o yürüyüş bittikten sonraki ilk iş, internetten en acilinden bir yama seti sipariş etmektir.