yaz aylarında binilen o keyifli turların gazıyla, kasım-aralık aylarında içe düşen "ben gerçek bir bisikletçiyim, hava şartları beni durduramaz" şeklindeki o büyük ama sonu hüsranla biten yanılgıdır.
bu fantezi uğruna internet sitelerine girilir, rüzgar geçirmeyen termal taytlar, yünlü içlikler, ayakkabı kılıfları, kar maskeleri ve pahalı kışlık eldivenler için ciddi bir servet dökülür. "bu kış formdan düşmek yok, karda bile pedallayacağım" denir. o siparişler gelir, hevesle giyilir ve termometrenin 2 dereceyi gösterdiği o pazar sabahı sokağa çıkılır. ilk 5 dakika her şey yolundadır, kıyafetler işe yarıyor gibidir. ancak rüzgarı cepheden yediğiniz ilk yokuş aşağı inişte, o dondurucu soğuk kıyafetlerin en ufak bir açık noktasından içeri sızar.
parmak uçlarınız yavaş yavaş hissizleşmeye başlar, burnunuzdan akan sıvıyı kontrol edemezsiniz, rüzgar gözlerinizden yaş getirir. fren sıkmak için parmaklarınızı oynatmak istediğinizde beyninizden elinize giden sinyallerin buz tuttuğunu hissedersiniz. eve nasıl döndüğünüzü, o buz gibi olmuş ayak parmaklarınızı kalorifer peteğinde nasıl ısıtmaya çalıştığınızı bilemezsiniz. o gün alınan kesin kararla, alınan o tonla kışlık ekipman dolabın en dibine itilir ve nisan ayında güneş yüzünü gösterene kadar bisiklet salondaki yerinde kış uykusuna yatırılır.
bu fantezi uğruna internet sitelerine girilir, rüzgar geçirmeyen termal taytlar, yünlü içlikler, ayakkabı kılıfları, kar maskeleri ve pahalı kışlık eldivenler için ciddi bir servet dökülür. "bu kış formdan düşmek yok, karda bile pedallayacağım" denir. o siparişler gelir, hevesle giyilir ve termometrenin 2 dereceyi gösterdiği o pazar sabahı sokağa çıkılır. ilk 5 dakika her şey yolundadır, kıyafetler işe yarıyor gibidir. ancak rüzgarı cepheden yediğiniz ilk yokuş aşağı inişte, o dondurucu soğuk kıyafetlerin en ufak bir açık noktasından içeri sızar.
parmak uçlarınız yavaş yavaş hissizleşmeye başlar, burnunuzdan akan sıvıyı kontrol edemezsiniz, rüzgar gözlerinizden yaş getirir. fren sıkmak için parmaklarınızı oynatmak istediğinizde beyninizden elinize giden sinyallerin buz tuttuğunu hissedersiniz. eve nasıl döndüğünüzü, o buz gibi olmuş ayak parmaklarınızı kalorifer peteğinde nasıl ısıtmaya çalıştığınızı bilemezsiniz. o gün alınan kesin kararla, alınan o tonla kışlık ekipman dolabın en dibine itilir ve nisan ayında güneş yüzünü gösterene kadar bisiklet salondaki yerinde kış uykusuna yatırılır.