dışarıdan bakıldığında dümdüz yollarıyla, geniş bulvarlarıyla adeta bisiklet için yaratılmış bir şehir gibi görünse de, işin içine o meşhur rüzgar ve sabırsız trafik girince hayatta kalma mücadelesine dönüşen eylemdir. erciyes veya talas tarafına tırmanmıyorsanız rüzgar dışında eğim derdiniz pek olmaz. ama o rüzgar... o rüzgar nedense hep karşıdan eser! nereye dönerseniz dönün bir türlü arkanıza alıp şöyle efeler gibi gidemezsiniz.

sivas caddesi'nde sağ şeritte usul usul, kendi halinizde ilerlerken yanınızdan sıfır geçen ve aniden önünüze kıran dolmuşlar adrenalini tavana vurdurur. ama her şeye rağmen akşamüstü sivas caddesi'nden meydana doğru veya talas'ın sakin sokaklarında pedallamanın, o serin havayı ciğerlere çekmenin keyfi bambaşkadır. "yol düz zaten bas gitsin" diyenlere inat, rüzgarla savaşmayı öğreten şehirdir.