büyük bedeller ödenerek, aylarca araştırılarak alınan o canım aletin, soğuk, karanlık apartman boşluğuna veya rutubetli kömürlüğe terkedilmesine yüreğin asla elvermemesi durumudur. bu takıntı, evliyseniz eşinizle, ailenizle yaşıyorsanız annenizle aranızı açacak olan o bitmek bilmeyen krizlerin de habercisidir.
turdan dönülür; yorgunluktan bacaklar titrerken kapının önünde durulur. cepte hazır bekleyen ıslak mendille veya özel bezle lastiklerin üzerindeki çamurlar, janttaki tozlar bir cerrah hassasiyetiyle kapı eşiğinde temizlenir. "söz veriyorum, halıya tekeri ucuyla bile değdirmeyeceğim" yeminleri eşliğinde arka teker havaya kaldırılır, tek teker üstünde adeta bir sirk akrobatı gibi o bisiklet salona veya yatak odasına sokulur.
artık o sizin için sadece iki tekerlekli bir ulaşım aracı değil, odanın baş köşesinde duran, gece uyumadan önce karanlıkta silüetine bakıp bakıp gülümsenen bir sanat eseridir. karbon kadronun o mat siyahlığı, tertemiz jantlar odanın dekorasyonunun bir parçası olmuştur. ta ki bir pazar sabahı hevesle zinciri yağlarken, o zift gibi simsiyah yağ damlası açık renkli parkeye veya el dokuması halıya düşene kadar... ondan sonra evdeki kıyamet kopar, "ya ben ya bisiklet!" restleri çekilir ama o bisiklet ocağına incir ağacı dikse de yine de o sıcak odadan dışarı çıkarılamaz.
turdan dönülür; yorgunluktan bacaklar titrerken kapının önünde durulur. cepte hazır bekleyen ıslak mendille veya özel bezle lastiklerin üzerindeki çamurlar, janttaki tozlar bir cerrah hassasiyetiyle kapı eşiğinde temizlenir. "söz veriyorum, halıya tekeri ucuyla bile değdirmeyeceğim" yeminleri eşliğinde arka teker havaya kaldırılır, tek teker üstünde adeta bir sirk akrobatı gibi o bisiklet salona veya yatak odasına sokulur.
artık o sizin için sadece iki tekerlekli bir ulaşım aracı değil, odanın baş köşesinde duran, gece uyumadan önce karanlıkta silüetine bakıp bakıp gülümsenen bir sanat eseridir. karbon kadronun o mat siyahlığı, tertemiz jantlar odanın dekorasyonunun bir parçası olmuştur. ta ki bir pazar sabahı hevesle zinciri yağlarken, o zift gibi simsiyah yağ damlası açık renkli parkeye veya el dokuması halıya düşene kadar... ondan sonra evdeki kıyamet kopar, "ya ben ya bisiklet!" restleri çekilir ama o bisiklet ocağına incir ağacı dikse de yine de o sıcak odadan dışarı çıkarılamaz.