fizik kurallarının ve rüzgar direncinin kişisel bir saldırıya dönüştüğü o eşsiz deneyimdir. erciyes yoluna doğru tırmanırken veya sivas caddesi'nde dümdüz ilerlerken, rüzgarın her zaman tam karşıdan, hatta bazen çaprazdan tokat gibi çarpması durumudur. altınızdaki bisiklet ne kadar "aero" olursa olsun, o sert rüzgar vurduğunda kendinizi bir uçurtma gibi hissedersiniz.
özellikle kadronun o geniş karbon yüzeyleri, rüzgar için adeta bir yelken görevi görür. gidonu sıkı sıkı tutarsınız, vücudunuzu bisiklete iyice yapıştırırsınız ama o görünmez el sizi sürekli şeridin dışına itmeye çalışır. "rüzgar direnci azalsın diye bu kadar para verdik, rüzgar bizi oyuncak etti" diye söylenerek eve dönersiniz. ama o rüzgarın bir şekilde arkanıza geçtiği o nadir 3 dakikalık an vardır ki; işte o an kendinizi pelotonun en önünde sprint atan bir profesyonel gibi hisseder, 50-60 km/s hızlara çıkmanın tadına varırsınız.
özellikle kadronun o geniş karbon yüzeyleri, rüzgar için adeta bir yelken görevi görür. gidonu sıkı sıkı tutarsınız, vücudunuzu bisiklete iyice yapıştırırsınız ama o görünmez el sizi sürekli şeridin dışına itmeye çalışır. "rüzgar direnci azalsın diye bu kadar para verdik, rüzgar bizi oyuncak etti" diye söylenerek eve dönersiniz. ama o rüzgarın bir şekilde arkanıza geçtiği o nadir 3 dakikalık an vardır ki; işte o an kendinizi pelotonun en önünde sprint atan bir profesyonel gibi hisseder, 50-60 km/s hızlara çıkmanın tadına varırsınız.