asfaltla aranızdaki tüm engelleri kaldıran, hızı bir ulaşım aracı olmaktan çıkarıp bir yaşam biçimine dönüştüren mühendislik harikasıdır. üzerine ilk bindiğinizde o incecik lastiklerin sizi nasıl taşıdığına, o hafifliğin nasıl bir güç ürettiğine şaşırırsınız. ama ilk pedalı çevirip rüzgarı yüzünüzde hissettiğiniz an, bugüne kadar bindiğiniz diğer her şeyin aslında sadece "bisiklet benzeri nesneler" olduğunu anlarsınız.
geometrisi sizi rüzgarı yarmaya, aero pozisyona girmeye zorlar. gidonun altından (drop) tutup hızlandığınızda dünya ile olan sürtünmeniz azalırken yolla olan bağınızın hiç olmadığı kadar kuvvetlendiğini hissedersiniz. her bir çakıl taşını, asfaltın her bir pürüzünü avuç içlerinizde hissetmek benim için bir konfor eksikliği değil, doğrudan makineyle bütünleşme meselesidir.
karbon fiberin o esnemezliği sayesinde bastığınız her bir watt'ın doğrudan yola iletildiğini görmek, yokuşlarda ciğerleriniz bayram ederken aslında ne kadar özgür olduğunuzu anımsatır. bir süre sonra kendinizi gram hesabı yaparken, rüzgar direnci için her ayrıntıya dikkat ederken bulursunuz. sabahın köründe, şehir henüz uyanmamışken sadece zincir sesi ve kendi nefesinizle baş başa kalmak, o sessizliği sadece lastiklerin asfaltta çıkardığı o meşhur "vuv" sesiyle bölmek gerçek bir meditasyondur.
cüzdan düşmanı olsa da ruhun en saf ilaçlarından biridir; kısaca anlatmak gerekirse, gitmekle uçmak arasındaki o ince çizgidir.
geometrisi sizi rüzgarı yarmaya, aero pozisyona girmeye zorlar. gidonun altından (drop) tutup hızlandığınızda dünya ile olan sürtünmeniz azalırken yolla olan bağınızın hiç olmadığı kadar kuvvetlendiğini hissedersiniz. her bir çakıl taşını, asfaltın her bir pürüzünü avuç içlerinizde hissetmek benim için bir konfor eksikliği değil, doğrudan makineyle bütünleşme meselesidir.
karbon fiberin o esnemezliği sayesinde bastığınız her bir watt'ın doğrudan yola iletildiğini görmek, yokuşlarda ciğerleriniz bayram ederken aslında ne kadar özgür olduğunuzu anımsatır. bir süre sonra kendinizi gram hesabı yaparken, rüzgar direnci için her ayrıntıya dikkat ederken bulursunuz. sabahın köründe, şehir henüz uyanmamışken sadece zincir sesi ve kendi nefesinizle baş başa kalmak, o sessizliği sadece lastiklerin asfaltta çıkardığı o meşhur "vuv" sesiyle bölmek gerçek bir meditasyondur.
cüzdan düşmanı olsa da ruhun en saf ilaçlarından biridir; kısaca anlatmak gerekirse, gitmekle uçmak arasındaki o ince çizgidir.