modern şehir hayatının o bitmek bilmeyen keşmekeşine, toplu taşıma çilesine ve "bu aleti nereye koyacağım?" derdine çekilmiş en okkalı resttir. üzerine bindiğinizde kendinizi bir sirk ayısı gibi hissedeceğiniz o ilk anları atlattıktan sonra, aslında altınızdaki o küçük tekerlekli canavarın size nasıl bir hareket alanı tanıdığına şaşırırsınız.
benim için katlanır bisiklet, özgürlüğün bagaja, vapurun bir köşesine ya da ofis masasının altına sığabilen halidir. o meşhur menteşelerin "çıt" sesiyle birleşip ikiye katlanması, aslında sadece bisikleti değil, gitmek istediğiniz yerle aranızdaki tüm lojistik engelleri de ortadan kaldırır. 20 inçlik o çevik tekerleklerin kaldırım kenarlarında, dar sokaklarda verdiği o manevra kabiliyeti, büyük jantlı abilerinin hantallığına inat bir kıvraklık sunar.
kendi yorumuma gelirsek; çoğu kişi "yokuşta çekmez, hızı yoktur" diye burun kıvırsa da, doğru vites aralığıyla donatılmış kaliteli bir katlanır, şehir içinde pek çok performans bisikletini terletir. hele o vapurdan inip, kalabalığın arasından sıyrılıp, tek hamlede bisikleti açıp pedallamaya başlamanın verdiği o "sistemi hacklemiş" olma hissi paha biçilemez. bazen kendimi bir kafede kahve içerken yan masadaki sandalyeye bisikletimi yaslamış, ona bir evcil hayvanmış gibi bakarken buluyorum.
benim için katlanır bisiklet, özgürlüğün bagaja, vapurun bir köşesine ya da ofis masasının altına sığabilen halidir. o meşhur menteşelerin "çıt" sesiyle birleşip ikiye katlanması, aslında sadece bisikleti değil, gitmek istediğiniz yerle aranızdaki tüm lojistik engelleri de ortadan kaldırır. 20 inçlik o çevik tekerleklerin kaldırım kenarlarında, dar sokaklarda verdiği o manevra kabiliyeti, büyük jantlı abilerinin hantallığına inat bir kıvraklık sunar.
kendi yorumuma gelirsek; çoğu kişi "yokuşta çekmez, hızı yoktur" diye burun kıvırsa da, doğru vites aralığıyla donatılmış kaliteli bir katlanır, şehir içinde pek çok performans bisikletini terletir. hele o vapurdan inip, kalabalığın arasından sıyrılıp, tek hamlede bisikleti açıp pedallamaya başlamanın verdiği o "sistemi hacklemiş" olma hissi paha biçilemez. bazen kendimi bir kafede kahve içerken yan masadaki sandalyeye bisikletimi yaslamış, ona bir evcil hayvanmış gibi bakarken buluyorum.