bisiklet kültürüne yeni adapte olan yurdum insanının aşması gereken en büyük psikolojik bariyerdir. "ya şimdi bunu giyip sokağa çıkarsam mahalleli ne der, kahvenin önünden nasıl geçerim" düşüncesi beyni kemirir. ilk başlarda o taytın üzerine mutlaka bir şort veya eşofman altı giyilir, o pedin sağladığı aerodinamik ve rahatlık hiçe sayılır.
fakat zamanla, 50-60 kilometrelik turlarda o selenin acısı kemiklere vurmaya başlayınca ve terden sırılsıklam olan pamuklu eşofmanlar bacaklara yapışınca aydınlanma yaşanır. bir gün o tayt tek başına giyilir, rüzgarın bacaklardan akıp gitmesi hissedilir ve "ulan dünya varmış, kim ne derse desin" denilerek o psikolojik eşik sonsuza dek aşılır. artık siz bir taytlısınızdır, geri dönüşü yoktur.
fakat zamanla, 50-60 kilometrelik turlarda o selenin acısı kemiklere vurmaya başlayınca ve terden sırılsıklam olan pamuklu eşofmanlar bacaklara yapışınca aydınlanma yaşanır. bir gün o tayt tek başına giyilir, rüzgarın bacaklardan akıp gitmesi hissedilir ve "ulan dünya varmış, kim ne derse desin" denilerek o psikolojik eşik sonsuza dek aşılır. artık siz bir taytlısınızdır, geri dönüşü yoktur.